”mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”

”mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
“bunu söylemediğime pişman olabilirim. düşün şimdi, bundan yıllar sonra evlenmişsin ve çocukların olmuş. hayatın monotonlaşmaya başlıyor, kocandan sıkılıyorsun. işte o gün geriye bakıp hayatına giren adamları düşünüyorsun. ben de onlardan biriyim. farzet ki yıllar sonra bana evet demediğine pişman oluyorsun ve yaşayabileceğin şeyleri merak ediyorsun. şimdi benimle burda trenden in ve hayır dersen neler kaçırabileceğimizi görelim.”
kelebek : louis..louis
louis : tohumları hatırlıyormusun, havuçları büyüdüler , 6 hafta demişti 2 hafta bile olmadı
kelebek :louis burdan kaçmayının bir yolunu bulursam benimle gelirmisin?
louis: aa evet elbette, nasıl, ama hiç param yok hepsini onlara verdim.
kelebek : kaçışını satın alamazsın
louis : o zaman nasıl
kelebek : henüz bilmiyorum
louis : domatates sever misin? fazla tohumlarım var, kendi bahçeni kurmaya başlamak isteyebilirsin
….
louis : bi şey söylemeliyim
kelebek : gerek yok
louis : gelemem
louis : ölecek sin, yapma
kelebek : belki

Peygamber efendimiz bayramı kastederek
“Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır” buyurmuştur (Buhari ve Müslim).
Bu bir tür şükür namazıdır. Rabbimizi sevincimize ortak etme, O’nun sevincimize ortak olduğunu bilme namazıdır.
Sevinmeye değer olan şeyleri fark etmemizi sağladığı için Allah’a şükürler olsun.
Ailemizle sevdiklerimizle geçireceğimiz nice bayramlarımız olur inşallah
Bayramınız mübarek olsun…
kadın ağlamaklıdır, ayrılmak üzere buluşulmuştur
erkek- neden ayrılmaktan bahsediyorsun? sana bir kötülük mü yaptım?
kadın- …
erkek- sana hiç vurdum mu?
kadın- (hayır anlamıda başını sallar)
erkek- cinsel hayatımız mı kötüydü?
kadın- …
erkek – seni aldattığımı mı düşünüyorsun?
kadın- (hayır anlamında başını sallar)
erkek- seni mutsuz mu ettim?
kadın- (biraz durur ve) sen niye hiç mutlu olmadın?
erkek- …

” ne kadar uzun ve karmaşıksa da, her yazgı gerçekte bir tek an içerir; insanın kim olduğunu anladığı an! “
borges
“ Ah, affedersin. Henüz tam uyanamadım. Saçım başım darmadağınık “ dedi.
Ama küçük prens onun güzelliği karşısında duyduğu hayranlığı gizleyemedi. “ Ah, ne kadar da güzelsin! “
“ Öyleyim değil mi? “dedi çiçek kibarca, “ güneşle aynı günde doğdum.”
Evet, pek de mütevazı sayılmazdı doğrusu, ama öyle büyüleyiciydi ki!
“küçük prens”
on est bien peu de chose / bizler neyiz ki,
et mon amie la rose est morte ce matin /ve bu sabah arkadasim gül öldü,
la lune cette nuit / bu gece ay,
a veillé mon amie /arkadasimin nöbetini tuttu,
moi, en rêve, j’ai vu / ben, rüyamda gördüm,
éblouissante, émue /büyüleyici, hisli,
son âme qui dansait / ruhu dans ediyordu,
bien au-delà des nues / çiplaklarin ötesinden daha da uzakta,
et qui me souriait /ve bana gülümsüyordu.
crois celui qui peut croire / inanabilen inansin,
moi, j’ai besoin d’espoir /benim umuda ihtiyacim var,
sinon je ne suis rien / yoksa hiç bir sey degilim ben.
ou bien si peu de chose / evet, fazla bir sey degiliz,
c’est mon amie la rose / bunu söyleyen arkadasim gül,
qui l’a dit hier matin. / daha dün sabah